Kendime Gıcığım
Dün farkettim de aslında ben kendime acayip gıcığım. İçimdeki kin ve nefreti ortaya dökeceğim uygun bir platform da yok. O zaman kendime yeni bir yer edinip orda bağırıp çağırsam ne de güzel olur dedim. Ama bu kendime gıcık olduğum gerçeğini değiştirmiyor elbette.
Aslında gıcık olmak, sinir olmak, uyuz olmak; bahis mevzuu olan şeyden nefret etmek anlamına gelmiyor. Mesela çok sevdiğin bir arkadaşın sinir, gıcık bir hareket yapıyor sana ama onu kendi kaderiyle başbaşa bırakmıyorsun hemen oracıkta. Belki de aynı bunun gibi, kendi kendime olan gıcıklığımı kabul etmem, kendime olan herhangi bir nefreti yansıtmıyor. Kendime ya da dünyaya gıcığım var
[...] Continue Reading...
Profesyonellik ve Gıcıklık
Emre Fenerbahçe'ye transfer olmuş. Gıcık oldum. Rüştü Beşiktaş'a gittiğinde de, Tümer Fener'e geldiğinde de gıcık olmuştum (Fenerbahçeliyim, o yüzden "gelmek"
) Çünkü burası Türkiye. Profesyonelliğin anlamı "düdüğü çalan takım sadece parayı veren takımdır" değil. Bizde profesynellik vefadır benim bildiğim. Sen yıllarını Galatasaray gibi büyük bir camiya ver, onun sayesinde sesini dünyaya duyur, oranın alt yapısında büyü, sonra da ezeli rakibine transfer ol. Olmaması gereken bir şeydir bence. Ama olmuş.
Daha evvelinde (yıllar yıllar evvelinde) Tanju da böyle bir şey yaptı, Sergen de. Ama hazır adları bir takımla bütünleşmişken böyle bir şey yapmasalardı, daha büyük bir kitleye daha saygı
[...] Continue Reading...